Hüsnü Köktürk hastalıkta namaz, bir gözlem


Hüsnü Köktürk http://www.geocities.ws/husnu66tr/hasta_namazi.htm MEHMET ZİHNİ Nimet-i İslam
Sücud için olan îmâ, rükû için olan îmâ’dan aşağıca olur, yani biraz daha eğilir. Ta ki, rükû ile sücud yekdiğerinden fark edilebilsin. Eğer sücud îmâsinı, rüku îmâsından farklı etmeyip, onları, yekdiğerine müsavi kılarsa namazı sahih olmaz…….
Îmâ için eğilmekte mübalağa lazım olmayıp, biri diğerinden farklı olarak, biraz eğilmek kafidir. sayfa 354– 1971 basım. (Bundan sonra kitaba ilave edilen 3 nolu ve diğer açıklayıcı dip notlar Mehmet Zihni efendiye mi ait yoksa sonradan yetkili birilerinin açıklaması mı bunu bilemiyorum.
Îmâ, baş eğmekle, olabileceğinden başıyle îmâ’dan aciz olma, ne gözüyle ne kaşıyla ne de kalbiyle, îmâ etmek olmaz. Onun halefi olan îmâ dahi, ele ve ayağa taalluk etmediği gibi, göze ve kaşa ve kalbe dahi taalluk etmez….Sh 355..
(Dikkat edilirse Mehmet Efendi ima “baş eğmedir” demiyor, ima “baş eğmekle de olabilir” diyor. Ayrıca eğilmek sadece bedenle yapılan bir harekettir. Baş için eğilmek kelimesi kullanılmaz.)

Açıklama: Merhum burada imayı 3 kademe olarak belirtiyor. Birinci kademe eğilme, ikinci kademe  baş eğme, üçüncü kademe ise el, ayak, kaş, göz, kalp ile yapılan ima şekilleridir. Birinci kademe hastalığın en hafif, üçüncü kademe ise hastalığın en ağır olduğu hallere işaret ediyor.
Birinci kademe

olan ima da kastedilen ima vücudun veya belin eğilmesidir. Eğilme ancak belin veya vucudun eğilmesi şeklinde olur.Baş için eğilme kelimesi kullanılamaz.  Baş için kullanılan kelime eğme, eğer, şeklinde olur ve ilaveten baş kelimesi de eklenir.
İkinci kademe

ima ise birinci kademeyi yapamayanların yapabileceği baş eğme, daha doğrusu baş ihareketiyle ibadet makamının belirtilmesi halidir.
Üçüncü kademe

baş işaretini de yapamayanların yapabilecekleri durumlardır ki Hanefi fakihlerinden İmam Züfer göz ve kalp imasını kabul edenler arasındadır.

**************************************************************-*********
MUSTAFA VARLI İslam İlmihali Diyanet işleri başkanlığı din işleri yüksek kurulu uzmanı Vakit Yayınları
Hanefi ve Şafii mezhebine göre
Oturarak namaz kılan kimse, secde için yere kadar eğilemiyorsa hem kıyamı, hem rükuu ve hem de secdeleri oturarak yapabilir.. Ancak bu durumda rükû, biraz eğilerek, sücud ise biraz daha fazla eğilerek yapılmalıdır. sayfa     206 **********************************************************************************
İSMAİL KARAÖZ  Dr Namaz İlmihali Diyanet Yayınları
HALİL ALTUNTAŞ Dr
Hastalığı nedeniyle ayakta veya oturarak namazını kılamayan kimse sandalyede oturarak namazını kılabiliyorsa bu şekilde kılar., rükû ve secdeyi de sandalyede biraz eğilerek yapar. sayfa 221 ****************************************************************************************************
Nurul-İzah
وإن تعذر الركوع والسجود صلى قاعدا بالإيماء وجعل إيماءه للسجود أخفض من إيمائه للركوع فإن لم يخفضه عنه لا تصح ولا يرفع لوجهه شيء يسجد عليه
Rükû ve secde etmek de mümkün değilse oturduğu yerde îmâ ile kılar. îmâ ederken secde için, rükû için eğildiğinden daha fazla eğilir. Fazla eğilmezse caiz olmaz. Üzerine secde etmek için yüzüne doğru herhangi birşey yükseltmez……
********************************************************************************************
A. FİKRİ YAVUZ İslam İlmihali

Secde ve rükuu yapmaktan aciz kalanlar, hastalık durumlarına göre rukuu ve secdelerini vücudu veya başı eğerek işaretle yaparlar ki buna İma denir. Vücut veya baş secde için rükû’dan biraz daha fazla eğilerek yapılır. Sh 170
***********************************************************************
Fetevayi Hindiyye + Kadıhan

Ayakta durmaktan, rükû’a eğilmekten ve secdeye varmaktan aciz olan kimsenin, namazı oturarak kılmaya gücü yetiyorsa oturarak îmâ ile kılar. Secdelerini, rüku’larından daha fazla eğilmek sureti ile yapar. Fetevayi Kadihan’da da böyledir……
Fakat, yastık yere konmuş ise ve hasta olan şahıs bunun üzerine secde ediyorsa, namazı caiz olur. Hulasa’da da böyledir. Fakat, böyle yapmakla, o kimse, kötü bir iş yapmış olur. Muzmarat’ta da böyledir.
http://www.maviekspres.com/index.php?action=printpage;topic=10956.0
*****************************************************************************************
ÖMER ÖZTOP Namaz Hocası
Oturarak namaz kılan kimselerin ruku ve secde yapabilecek güçleri yoksa, ruku ve secdeleri îmâ ile yaparlar., yani vücut veya başı rükû için biraz eğerler secde için biraz daha fazla eğerler. Sh 153
********************************************************************************

HASAN YAVAŞ Kitab-üssalat Hakikat Yayınları + online kitap
Yere secde yapmaktan aciz olan, ayakta okuyup, rüku ve secde için oturarak ima eder. Oturup rüku için biraz, secde için daha çok eğilir. Bedenini eğemiyen, başını eğer. Birşey üzerine secde etmesi lazım gelmez…. Sayfa 114
*********************************************************************************************************
MEHMET ORUÇ Online Kitap Yolculukta Namaz
İma ile kılar. Yani rüku için bedeni ile biraz eğilir. Secde için bundan daha çok eğilir….http://www.mehmetoruc.com/rehber/namaz2/BesVakitNamaz/besvakit/yolculuknamaz.htm
********************************************************************
HAMDİ DÖNDÜREN  Prof Dr. İslam İlmihali Erkam Yayınları
(Kıyam namazda) Oturarak namaz kılmada rukuu ve secdeler güç yettiği ölçüde yapılır. Eğer  belin eğilmesi mümkün değilse veya sakıncalı olacaksa, başıyla ima eder. İmada baş secde için rukudan biraz daha fazla eğilir. Böylece ikisi birbirinden ayrılmış olur.
Hamdi Döndüren Kendisine attığımız mail’ aşağıdaki cevabı göndermiştir. Cevap hanefi mezhebinin görüşünü yansıtması bakımından önemlidir.
Tue, May 31, 2011 10:03:13 AM

Yan: Hamdi Döndüren hasta namazı
From:
hamdi donduren
Add to Contacts
To:
husnu kokturk

Hüsnü Köktürk kardeşimize,
Îmâ eğilmek anlamına geldiği için başın eğilmesini de kapsar ve derecesi rahatsız olan kişinin durumu ile ilgili olarak belirlenir. Hz. Peygamber’in yaygın olarak örnek alınan bir hadisinde, oturduğu yerden namaz kılarken önüne eğildiği zaman sert zemine secde etmek amacıyla yüksek bir şey (bel ki yastık), onun üstüne de tahta türü bir şey koyup namazını kılmaya çalışan kişiyi Allah’ın Rasûlü görünce, önündeki yüksekliği kaldırtmış ve biraz eğilmesi ruku daha fazla eğilmesinin de secde sayılacağını belirtmesi bu konuda fikir veriyor. Hanefi mezhebi beden hareket ettirilemezse, baş iması ile namazı yeterli görürken, Şafiiler baş eğilemezse, göz imasıyla da namaz kılınabileceğini söylerken, Hanefiler böyle bir durumda olan hastanın günlük namazı kazaya bırakma hakkının olduğu görüşündedir.
Sonuç olarak günümüzde camilerde arka tarafa fazlaca sandalye veya oturma yeri konulmaya başlandı. Bu konuda görüştüğümüz  bazı doktorlar görüşüp, yüksek din kurulu başkanı ile de paylaştığımız sadece bel fıtığı vb. ile diz kapaklarını bükememe gibi iki rahatsızlık için sandalye kullanma, bunun dışındaki tansiyon vb. ayakta durmayı engelleyen rahatsızlıklarda, mümkünse ilk tekbiri ayakta alıp yere oturma ve ondan sonrasını oturduğu yerden baş ve bedeni biraz eğip ruku daha fazla eğip secde iması yapması, yatalak hastanın ise ayaklarını kıble tarafına getirip başının atına yüksekçe yastık koyarak kıbleye çevirmesi ve baş hareketi yaparak namazını kılmaya çalışması asıldır. Kısaca ima kişinin gücü ile sınırlı olduğu için az eğilme çok eğilme, beli düz oluncaya karar bükme gibi külfetler hastaya yüklenemez. Sembolik hareketler ima için yeterli olabilir. Uçakta veya otobüste oturduğumuz yerde namaz kılmada olduğu gibi. Selamlar. Hamdi Döndüren.
********************************************************************************************
MEHMET ALİ DEMİRBAŞ Namaz Online kitap
Sual: Beli ağrıyan namazını nasıl kılar?
CEVAP
Secdeye gidemeyen, yere oturup ayaklarını kıbleye doğru uzatarak ima ile kılar. Yani rüku için azıcık eğilir, secde için ondan biraz daha fazla eğilir, böylece namaz kılınır. Sandalyeye oturarak kılınmaz. İlla ki sandalyeye veya koltuğa oturmak gerekiyorsa, o zaman önüne başka bir sandalye, tabure vesaire koyarak ayaklarını onun üstüne koyar, yani ayaklar kıbleye karşı uzatılarak namaz kılınır. Sandalyede oturup ayakları aşağı salarak kılınmaz.
Sual: Boynumdan ameliyat olacağım için başımla ima edemem. Ne yapmam lazım?
CEVAP
Vücudunuz sağlam olduğuna göre, yere oturursunuz. Rüku için belini biraz eğersin, secde için de ondan biraz daha fazla eğersin, boynu hareket ettirmemen mühim değil……….
Sual: Alnı ile burnunda yara olan veya başka bir hastalık sebebiyle başını yere koyamayan hasta nasıl namaz kılar?
CEVAP
Oturup ima ile namazını kılar. Rüku için biraz eğilir, secde için, rükuda eğildiğinden daha çok eğilir.
Göz ile ima olur mu?
Sual: Göz ile ima olur mu?
CEVAP
İma baş ile, vücut ile olur. Göz, kaş ve kalb ile ima olmaz. Fetva böyledir. İmam-ı Ebu Yusuf’a göre, başı ile ima edemeyen hastanın gözü ile ima etmesi caizdir. İmam-ı Züfer’e göre ise, kalbi ile de ima caizdir. (Redd-ül-Muhtar, Halebi, Tahtavi)
http://www.mehmetalidemirbas.com/detay.asp?Aid=4496.
******************************************************************************************************************
YUSUF KERİMOĞLU Emanet ve ehliyet namaz bahsi
(459) Dikkat edilecek husus; secdeleri, rükûlarından daha fazla eğilmek suretiyle edâ etmesidir. Feteva-ı Kadıhan’da da böyledir. Eğer secde ve rükû’da eğilme miktarı müsavi olursa, namaz caiz olmaz. Bahru’r Raik’te de böyle zikredilmiştir. ************************************************************************************************************** Mızraklı İlmihal ( Bu yazı şerh gibi gözüküyor)
Secde ve ruku yapmaktan aciz kalanlar hastalık durumlarına göre ruku ve secdeler için vucudu veya başı eğerek işaretle yaparlar.
******************************************************************************************** İmran İbni Husayn şöyle demiştir.-Bevasir illetine mübtela idim. Nebiyy-i Ekrem sall’llahu alethi vesellem’den salat-ı marızm keyfiyetini sordum. “Ayakta kıl, gücün yetmezse oturarak, ona da gücün yetmezse yan yatarak kıl.” buyurdu. Buharî
Hastalıkta namaz Şafii mezhebinde de başını yere, secde mahalline koyamayan kimse hakkında tam görüş birliğine varılmamış konulardan birisidir. Onlardan bir kısmı (imam-ı Gazali.+.İmamül Haremeyn..)yastık..vesaire gibi yüksek bir yer üzerine gerçek secde yaparlar. Onları bu şekilde davranışa sebep olan aşağıdaki hadis-i şerif olabilir
أنَّهاَ كَانَ بِهاَ رَمَدٌ فَسَجَدَتْ على الْمِرْفَقَةِ فَجوْزَ لَهاَ رَسُولُ اللّهِ
Ümmü Selemenin gözü ağrıyordu. Yastık üzerine secde etti. Resulullah (sas) da ona bunu caiz gördü.
Mebsut 384 hasta namazı Abdürrezzak, Musannef, 11/478 İbn Ebu Şetbe, Musannef, 1/244
Îma nedir? Cevabı zor gibi gözüküyor. Bazıları îmâ’ yı sadece baş eğme hareketi olarak görürken bazıları da îma’ yı hem baş hem de bedenle yapılabilen bir hareket olarak görüyorlar. Beden eğilmesini îmâ sayan Zamanımız fıkıhçılarından biri
A. FİKRİ YAVUZ İslam İlmihali: Secde ve rükuu yapmaktan aciz kalanlar, hastalık durumlarına göre rükuu ve secdelerini vücudu veya başı eğerek işaretle yaparlar ki buna Îmâ denir. Vücut veya baş secde için rükuu’dan biraz daha fazla eğilerek yapılır. Sayfa 170
Zamanımız da fıkıh ile uğraşan şu gibi isimler de beden eğilmesini îma kabul ederler. Mustafa varlı, Hamdi Döndüren, Ömer Öztop, Hasan Yavaş , Mehmet Ali Demirbaş, Mızraklı ilmihal açıklaması …. Bazı fakihler ise Îmâ yı eğilmek olarak anlatmışlar fakat bunun baş ile mi beden ile mi olduğunu açıkça belirtmemişler. Mehmet Zihni Efendi (Niğmetül-İslam)isimli büyük fıkıh kitabında îmâ için eğilir ifadesini kullanmış: (Sücud için olan îmâ, ruku için olan îmâdan aşağıca olur, yani biraz daha eğilir.) .
Halebi isimli isimli eserde bir yerde beden eğilmesi îmâ türü olarak kabul ediliyor. Bak Halebi Sagir ve Tercemesi sayfa 167. Yastık üzerine secde etmek isteyen biri için kullanılan ifadeler şöyledir. (Eğer yastık yer üzerinde olur da, onun üzerine secde ederse yine caiz olur. Fakat eğer yerin kuvvetini bulursa onun namazı rüku ve sücut ile olur. Eğer bunu bulamazsa onun namazı yine îmâ iledir.” —-Bunu daha iyi açıklayacak olursak Bir kısım Şafii mezhebinde olanların yaptığı gibi Yerdeki yastık gibi bir yükseltiye secde edecek kişi elbette bunu gövdesiyle eğilerek yapabilecektir. Baş yastığa iyice değmiş ve yastığın sertliği hissedilmişse, bu namaz dosdoğru secde ile yapılan bir namaz olur, ama baş yastığa ancak ulaşmış, yastığın sertliği hissedilmemiş ise secdesi doğrudan secde değil bel eğilmesi suretiyle yapılan îmâ secdesi olur.——
Göz ile ima olur mu?
Sual: Göz ile ima olur mu?
CEVAP
İma baş ile, vücut ile olur. Göz, kaş ve kalb ile ima olmaz. Fetva böyledir http://www.mehmetalidemirbas.com/detay.asp?Aid=4496.

[İran menşeli veya  Caferi Türkçe bir ilmihal  kaynak ‘da rüku ve secdede eğilme, eğrilme anlayışı :  TAM İLMİHAL Eserin Orijinal Adı:  Tevzihu’l Mesail        

 http://www.sistani.org/index.php?p=741491&id=56&pid=3127

http://islamkutuphanesi.com/turkcekitap/online/tamilmihal/book.htm#_Toc111104591

RÜKÛ –  Eğer bir şeye yaslanarak da normal şekilde rükû yapamazsa, rükû denilecek kadar eğilmelidir. Bu kadar da eğilemezse, başıyla rükû için işaret etmelidir
1023- Rükû miktarınca eğilemeyen kimse, bir şeye yaslanarak rükû etmelidir. Eğer bir şeye yaslanarak da normal şekilde rükû
yapamazsa, rükû denilecek kadar eğilmelidir. Bu kadar da eğilemezse, başıyla rükû için işaret etmelidir.

1055- Oturabilen fakat alnını yere ulaştıramayan kimse, secde denilebilecek miktarda eğilebiliyorsa eğilmeli..

. 1057- Asla secde edemeyen, secde denilebilecek kadar da eğilemeyen kimse,  secde için başıyla işaret etmelidir.]
*********************************************************************************************
********************************************************************************************************
Hüsnü Köktürk’ten Yorum-açıklama veya bir gözlem (sadece hastalıkta namaz için ) Hastalıkta namaz
Hastalıkta namaz ile ilgili yazılar çok ise de delil kabul edilen kaynakların hepsi güçlü belgeler olarak gözükmeyebiliyor. Müslim gibi en muteber hadis kaynağında hastalıkta namaz konusunda hiç hadis-i şerif yok. Yine en sahih hadis kitabı addedilen iki kitaptan biri olan Buharî isimli hadis kaynağında îmâ kelimesinden hiç bahsedilmiyor. Îmâ kelimesinin bulunduğu hadis Buharî ve Müslimin dışında bulunuyor. Hatta îmâ kelimesini kütübü sitte denen 6 kitabın içerisinde dahi şu ân’a kadar hiç bulamadım diyebilirim. Fetva verirken sadece bilgi toplanmaya çalışılmış, bilgi kaynağının sıhhat durumu üzerinde fazla düşünülmemiş gibi bir ortam görüyorum. En birinci fetvalar Kütüb-ü sitte dışındaki bir veya iki hadis-i şerif üzerinden verilmiş. Öyle ki kitap yazan fakihler kaynak olarak hadisi şerifin bulunduğu (kaynak kitap) ismini dahi belirtmemişler İmrân hadisi şöyledir diyerek ….yazılarına devam etmişler. Îmâ kelimesinin bulunduğu Kaynakların birisi
Zeylaî nin Nasbu’r-Raye cilt 2 sayfa 175 isimli kitabından. Mehmet Zihni Efendinin Nimetül-İslam isimli kitabında bahsedilen hadis-i-şerif buradan alınmış olabilir. Hadis-i-şerifin Arapça aslını henüz bulabildim. Ama biraz yukarda Nurul- İzah maddesinin arapça bölümü ne bak. Bu hadis-i-şerifin tercümeleri Îmâ ya eğilmek anlamı  verenlere rehber gibi gözükebiliyor. Îmâ da baş kelimesine önem verenlerin kaynak kitabı genelde Taberani den Yani Camiul-Kebir. Bu hadisi şerifi Şafii fakihlerinden İmam-ı Rafii almıştır. Kanaatimce şafiilerde
yaygın olması gereken bu görüş yurdumuzda Şafii ve hanefilerin iç içe yaşamasi sebebiyle hanafi halk
üzerinde de tesiri olmuş, halk üzerinde kanaat karmaşaşı doğnuş, bu konuda sorgu sualler artmıştır.
Esasen dini konularda yazı yazan ve konuşma yapan kimselerin kendi mezheplerini gizlemeyip alenen
söylemesinde yarar var. Ayrıca eser yazarken de komşu mezheplerin görüşlerine yer verilmesi konunun daha
kolay anlaşılmasını sağlayacaktır.
Buhari de taksir bölümünde Salat-i Mariza  konusunda sadece tek bir adet hadis-i şerif var ki: Bu hadis-i-şerif üzerinde saten bir ihtilaf yok.
عَنْ عِمْرَانَبْنَ حُصَيْنٍ رَضِى اللّهُ عَنْهُ قَالَ كَانَتْ بِى بَوَاسِيرُ فَسأَلْتُ النَّبِىَّ صَلّى اللّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ عَنِ الصَّلاةِ فَقَالَ صَلِّ قَائماً فَاإِنْ لَمْ تَسْتَطِعْ فَقَاعِداً فَاإِنْ لَمْ تَسْتَطِعْ فَعَلى جُنْبٍ
İmran İbn-i Husayn radıya’allahu anh’den: Şöyle demiştir. Bevasir illetine mübtela idim. Nebiyyi ekrem (sas) den salat-ı marizm keyfiyetini sordum. “Ayakta kıl, gücün yetmezse oturarak, ona da gücün yetmezse yatarak kıl.” Buhari cit 3 sayfa 397– 572 nolu hadis’ i şerif
En kuvvetli hasta namazı delili, fakat burada îmâ kelimesinden söz edilmiyor.
Somalili Muhaddis Zeyleî’ nin Arapça Nasbur’-raye li ehadis el Hidaye isimli kitabın Arapçasını çok zorlukla internet ortamımda DOC uzantılı dosyalar halinde bulabildim. Birbirine yakın, birkaç rivayet toplamış, zayıf gördüklerini de almış, bunlara “garip” ismini vererek tasvip etmediğini belirtiyor. Aşağıdaki hadis- şerif 174 üncü sahifede Cabir hadisi.  Bu hadis-i şerif Müsned-i Bezzâr’ da ve Beyhâkî’ nin mağrifet’ inde bulunuyor.
حَدِيثُ جَابِرٍ، فَأَخْرَجَهُ الْبَزَّارُ فِي “مُسْنَدِهِ”. وَالْبَيْهَقِيُّ فِي “الْمَعْرِفَةِ” عَنْ أَبِي بَكْرٍ الْحَنَفِيِّ ثَنَا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ ثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِر أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَادَ مَرِيضًا، فَرَآهُ يُصَلِّي عَلَى وِسَادَةٍ، فَأَخَذَهَا، فَرَمَى بِهَا، فَأَخَذَ عُودًا لِيُصَلِّيَ عَلَيْهِ، فَأَخَذَهُ، فَرَمَى بِهِ، وَقَالَ: صَلِّ عَلَى الْأَرْضِ إنْ اسْتَطَعْت، وَإِلَّا فَأَوْمِئْ إيمَاءً، وَاجْعَلْ سُجُودَك أَخْفَضَ مِنْ رُكُوعِك
175 inci sahifede ise benzer şöyle bir hadis-i var  Süneni Darekutni den
وَأَخْرَجَ الدَّارَقُطْنِيُّ فِي “سُنَنِهِ” عَنْ الْحَسَنِ بْنِ الْحُسَيْنِ الْعُرَنِيِّ ثَنَا حُسَيْنُ بْنُ زَيْدٍ عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، قَالَ:
“يُصَلِّي الْمَرِيضُ قَائِمًا، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ صَلَّى قَاعِدًا، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ أَنْ يَسْجُدَ، أَوْمَأَ، وَجَعَلَ سُجُودَهُ أَخْفَضَ مِنْ رُكُوعِه
İkinci bir önemli husus zamanımız ilmihal yorumcularının yaptıkları parantez içi açıklamalar dır ki bu açıklayıcılar her nerede bir îmâ kelimesi görseler hemen bir parantez açıp oraya baş kelimesini sıkıştırıyorlar. Eserin veya hadis-i şerifin bünyesinde bulunmayan, aslında var olmayan bir ifadenin oraya konulması ne derece doğru bir hareket olur?
Fıkıh konularının oldukça detaylı şekilde bulunduğu “MEBSUT” isimli fıkıh kitabında Taberani’nin “Mecmaus-sagîr” içindeki hasta namazı hadisi şerifinin alınması ve fakat Darekutnî, Bezzar ve Beyhakî’ deki hadis-i şeriflerin alınmaması da dikkat çekicidir.
Namaz beden ile yapılan, bir ibadettir ve hastalar bu işlemi (güçleri yettiği ölçüde yapacakları şeklinde) bir kural konulmuştur. Uygulamalarda hastalar cidden yapabileceklerini yapabiliyorlar mı? http://www.geocities.ws/husnu66tr/hasta_namazi.htm
Fıkıh işlerinde hayli çalışmaları olmuş , Mısır’a araştırıcı olarak gitmiş bir fakih arkadaşıma hasta namazı konusunu sordum. Cevap şu idi
[ seferi namazında da durum böyle –tembelliği tercih etmişler!.]
Copyright © Hüsnü Köktürk hasta namazı nasıl kılınır hakkında bir gözlem

Reklamlar
Bu yazı Genel içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s